İşlevsel Analiz: Davranışın Ne İşe Yaradığını Bulmak
1. Yaygın Yanılgı: "Bunun sebebi benim karakterim"
"Ben zaten böyleyim." Bu cümle kulağa bir açıklama gibi gelir ama hiçbir kapı açmaz. Karakter açıklaması davranışı bir sabit sayıya çevirir; sabit sayının üzerinde çalışılmaz.
Davranışçı gelenek buraya farklı bir soru getirdi. "Neden böylesin?" yerine bu davranış sana ne kazandırıyor ya da neyi uzaklaştırıyor? diye sordu. Bu soru kişiliği yargılamaz, işleyişi tarif eder. Ve tarif edilen şey değiştirilebilir.
Bir davranış hayatta kalıyorsa bir iş görüyordur. İşe yaramayan davranışlar sönümlenir. Şu an sürdürdüğün en can sıkıcı alışkanlık bile bir yerde işini görüyor; ilk görev o işi bulmaktır.
2. ABC: üç sütunlu bakış
İşlevsel analizin iskeleti üç harftir.
- A — Öncül (antecedent): Davranıştan hemen önceki durum. Saat, mekân, kim vardı, hangi duygu, hangi düşünce.
- B — Davranış (behavior): Ne yaptın? Gözlenebilir ve sayılabilir biçimde yazılır.
- C — Sonuç (consequence): Hemen ardından ne oldu? Dakikalar içindeki sonuç, saatler sonrasındaki sonuçtan çok daha belirleyicidir.
Üçüncü sütun en çok yanlış doldurulan sütundur. İnsanlar oraya uzun vadeli sonucu yazar: "pişman oldum", "işim aksadı". Oysa davranışı ayakta tutan şey uzun vade değil, ilk beş dakikadaki değişimdir. Pişmanlık gelene kadar davranış çoktan pekiştirilmiştir.
Kural: C sütununa yalnızca davranıştan sonraki ilk beş dakikada olan biteni yaz. Uzun vadeli sonuç ayrı bir sütuna, istersen dördüncü sütuna gider.
3. Biçim ve işlev: aynı hareket, farklı iş
İşlevsel analizin en önemli katkısı bu ayrımdır. Biçim, davranışın nasıl göründüğüdür. İşlev, ne işe yaradığıdır.
Brian Iwata ve arkadaşlarının klasikleşen çalışması bunu çarpıcı biçimde gösterdi: dışarıdan bakınca birbirinin aynısı görünen davranışlar, farklı kişilerde farklı işlevler taşıyordu. Bazılarında ilgi çekmeye, bazılarında zor bir istekten kurtulmaya, bazılarında ise dışarıdan hiçbir şey almadan yalnız kendi ürettiği uyarıma hizmet ediyordu. Aynı davranışa aynı müdahaleyi uygulamak, bu yüzden yarısında işe yaramıyordu.
Günlük hayatta karşılığı şudur: iki kişi de akşam saatlerinde telefonuna gömülüyor olabilir. Birincisi gün içinde konuşacak kimsesi olmadığı için, ikincisi ertesi güne dair kaygılı düşüncelerden uzaklaşmak için. Aynı ekran, aynı saat, aynı süre. Ama birine "ekran süresi sınırla" demek işe yararken diğerinde yalnızca kaygıyı çıplak bırakır ve kişi üç gün sonra vazgeçer.
4. Dört yaygın işlev
Kendi kayıtlarını okurken şu dört başlıktan hangisine oturduğuna bak.
1. Kaçınma ve kurtulma. Davranış, hoşa gitmeyen bir durumu, duyguyu ya da görevi uzaklaştırıyor. Türkçesi: rahatladın. Bu, günlük hayattaki en yaygın işlevdir ve bir sonraki dersin tamamı buna ayrıldı.
2. Erişim ve elde etme. Davranış somut bir şey getiriyor: tat, para, beğeni, haz. Kısa vadede net bir kazanç var.
3. İlgi ve bağ. Davranış birinin dikkatini, sohbetini ya da yakınlığını getiriyor. Yalnızlık, sanılandan çok daha fazla davranışın motorudur.
4. Kendi uyarımı. Davranış dışarıdan hiçbir şey getirmiyor ama içeride bir boşluğu dolduruyor: can sıkıntısı, uyuşukluk, hareketsizlik.
Bu dört başlık kesin bir sınıflandırma değil, bir yön levhasıdır. Bir davranış aynı anda ikisine birden hizmet edebilir; kayıtların hangisinin daha ağır bastığını gösterir.
Birinci başlığın neden bu kadar baskın olduğunu açıklayan eski bir çerçeve var. Paul Stasiewicz ve Stephen Maisto, 1993'te iki faktörlü kaçınma modelini madde kullanımına uyarlayarak şunu anlattı: önce bir durum olumsuz duyguyla eşleşir, sonra o duygudan uzaklaştıran davranış tekrarlandıkça güçlenir. Öğrenmenin iki ayrı basamağı vardır ve ikincisi davranışı besleyen basamaktır. Bu model kaygıdan can sıkıntısına kadar geniş bir alanda aynı iskeleti sunar; kurs boyunca sık sık ona döneceğiz.
5. Ayrım: bu bir suçlama listesi değildir
İşlevsel analiz yaparken insanların düştüğü tuzak, kaydı bir itiraf defterine çevirmektir. Sütunlara "yine yaptım", "zayıflık" gibi ifadeler yazılmaya başlandığında kayıt bilgi üretmeyi bırakır ve utanç üretmeye başlar. Utanç ise davranışı azaltmaz; çoğu zaman kaydı bıraktırır.
Doğru ton mühendisin tonudur: burada bir sistem var, sistem şu şekilde çalışıyor, şu girdiyle şu çıktıyı veriyor. Sistemi kötülemek onu değiştirmez.
Bu, kendini kandırmak anlamına da gelmez. Sorumluluk, davranışın kaydını dürüstçe tutmakla başlar; onu ahlaki bir dava dosyasına çevirmekle değil.
6. Nüans: kendi üzerinde yapılan analizin sınırları
Dürüst olalım. Klinik anlamda işlevsel analiz, koşulların denetlendiği yapılandırılmış bir yöntemdir. Senin evinde tuttuğun defter o değildir; bir gözlemdir, deney değildir.
Bunun iki sonucu var. Birincisi, gördüğün örüntü gerçek bir nedensellik olmayabilir; aynı saatte olan iki şey birbirinin sebebi olmak zorunda değildir. İkincisi, hafızan seçicidir; olayı akşam hatırlayarak yazmak, olay anında yazmaktan belirgin biçimde daha yanlıdır.
Bu sınırlar kaydı işe yaramaz kılmaz. Yalnızca beklentiyi ayarlar: elinde kanıt değil, hipotez olur. Hipotezi sınamanın yolu ise dördüncü derste anlatılan davranış deneyidir.
7. Bedeli: işlevi bilmeden yapılan müdahale
Yanlış işleve yapılan müdahalenin faturası üç kalemdir.
Birincisi zaman. İki hafta yanlış hedefe çalışmak, çoğu insanın bütün denemeye ayırdığı süredir.
İkincisi güven. "Denedim, bende işe yaramıyor" cümlesi genellikle yöntemin değil, hedefin yanlış seçilmesinden doğar. Bir kez bu cümle kurulduğunda ikinci deneme çok daha zor başlar.
Üçüncüsü ise yerine koyma sorunu. Bir davranışı işlevini karşılamadan kaldırırsan, boşluk genellikle daha maliyetli bir davranışla dolar. Kaçınma işlevi gören bir alışkanlığı kaldırdığında kaygı ortadan kalkmaz; başka bir kapıdan çıkar.
Jonathan Kanter ve arkadaşlarının davranışsal aktivasyon literatürünü tarayan derlemesi, işlevsel değerlendirmenin bu yaklaşımın merkezinde durduğunu vurgular: etkinlik eklemek tek başına yeterli değildir, eklenen etkinliğin hangi boşluğu doldurduğu belirleyicidir.
8. Türkiye Bağlamı ve Vaka
Türkiye'de kayıt tutmanın önündeki en büyük engel zaman değil, mahremiyettir. Ortak kullanılan evlerde bırakılan bir defterin okunma ihtimali gerçektir ve bu ihtimal kaydın dürüstlüğünü bozar. Pratik çözüm sade: kayıt kısaltmalarla tutulur. "A: 22.30 salon, yalnız, gergin. B: telefon. C: gerginlik düştü." Kimsenin okuyup rahatsız olacağı bir cümle yoktur.
İkinci bağlam, günün ritmidir. Uzun iş saatleri ve akşam ev yükümlülükleri, çoğu kişide "kendine ait ilk saat"i gece yarısına iter. Kayıtlarda en yoğun bölgenin gece saatleri çıkması bu yüzden şaşırtıcı değildir; bu bir karakter meselesi değil, takvim meselesidir.
Vaka — Kâmil, 38, öğretmen. Akşamları telefonda iki üç saat kaybettiğini söylüyor ve kendini "iradesiz" olarak tanımlıyor. Bir hafta üç sütun tuttu. Tablo netti: on iki kaydın onunda öncül sütununda aynı şey vardı; ertesi günün ders programını düşünmek. Sonuç sütununda ise hep aynı ifade: "kafam dağıldı, rahatladım." Kâmil'in davranışı eğlence değildi, kaçınmaydı. Ekran süresini kısıtlama denemeleri bu yüzden üç gün içinde çöküyordu. İşlev görülünce müdahale değişti: programı akşam değil, okuldan çıkmadan önce beş dakikada hazırlamaya başladı. Telefon süresi ilk hafta kendiliğinden yarıya indi; çünkü kaçılacak bir şey kalmamıştı.
9. Uygulama: yedi günlük üç sütunlu kayıt
Malzeme. Bir kâğıt ya da telefonda tek bir not. Uygulama indirmene gerek yok; yeni bir araç öğrenmek en sık bırakma sebeplerinden biridir.
Doldurma kuralları:
1. Olay anında ya da en geç yarım saat içinde yaz. Akşam toplu yazılan kayıt, hatırladığın hikâyedir.
2. Günde en fazla üç kayıt hedefle. Her şeyi yakalamaya çalışan kişi ikinci gün bırakır.
3. B sütununa sıfat yazma. "Kötü davrandım" değil, "sesimi yükselttim".
4. C sütununa ilk beş dakikayı yaz. Ne azaldı, ne arttı?
5. Yedi gün boyunca hiçbir şeyi değiştirme. Bu hafta ölçüm haftasıdır; müdahale sonraki haftanın işidir.
Beşinci kural en çok ihlal edilen kuraldır ve ihlal edildiğinde veri kullanılamaz hâle gelir. Ölçmeden değiştirirsen neyin değiştiğini bilemezsin.
10. Adım Adım: bir kaydın çözümlenmesi
Elinde yedi günlük kayıt varsa şu dört adımı sırayla uygula.
Adım 1 — Öncül sütununu tara. Hangi saat aralığı, hangi mekân ve hangi duygu tekrar ediyor? İki tekrar bile bir örüntünün başlangıcıdır.
Adım 2 — Sonuç sütununu tara. İlk beş dakikada en sık ne oluyor? Bir şey mi geliyor, bir şey mi gidiyor? Geliyorsa erişim, gidiyorsa kaçınma işlevi ağır basıyor demektir.
Adım 3 — Hipotezi tek cümleye indir. Kalıp şudur: "Ben genellikle şu durumda, şunu yapıyorum ve bu bana şunu sağlıyor." Cümle bir sayfa sürüyorsa henüz netleşmemiştir.
Adım 4 — Müdahaleyi işleve göre seç. Kaçınma ise öncülü değiştir ya da kaçılan işi küçült. Erişim ise aynı kazancı daha ucuz veren bir alternatif koy. İlgi ise doğrudan bağ kur. Uyarım ise yerine bedensel bir etkinlik yerleştir.
11. Sık Sorulan Sorular
Kaydı unutuyorum, ne yapayım?
Kaydı davranışın olduğu yere çapala. Telefonda oluyorsa notu telefonun ana ekranına, mutfakta oluyorsa buzdolabının kapağına koy.
Yedi gün çok uzun gelmiyor mu?
Üç gün de bir şey gösterir ama hafta içi ile hafta sonunun ritmi farklıdır. Yedi gün, bu farkı gören en kısa süredir.
Birden fazla davranışım var, hepsini mi kaydedeyim?
Hayır. En çok rahatsızlık veren tek davranışı seç. Diğerleri çoğu zaman aynı işlevin farklı biçimleridir ve ilkini çözdüğünde tabloları değişir.
Kayıt tutmak beni davranışa daha çok odaklamaz mı?
Kısa vadede bir miktar farkındalık artışı olur, bu normaldir. Bu artışın davranışı kalıcı biçimde büyüttüğüne dair bir sebep yoktur; kayıt zaten kısa sürelidir.
Kayıtta hiçbir örüntü göremezsem?
İki ihtimal var. Ya kayıtlar çok seyrek, ya da yanlış davranışı izliyorsun. Önce sayıya bak: yedi günde beşten az kayıt varsa tablo zaten okunmaz. Sayı yeterliyse davranışı daralt; "ekran" yerine "yatakta telefon" gibi dar bir tanım seç ve bir hafta daha kaydet.
12. Anahtar Çıkarımlar
- Karakter açıklaması kapalı bir kapıdır; işlev açıklaması çalışılabilir bir kapıdır.
- ABC üç sütundur ve en belirleyici olanı davranıştan sonraki ilk beş dakikadır.
- Biçim aynı olsa da işlev farklı olabilir; müdahale işleve göre seçilir.
- Dört yaygın işlev: kaçınma, erişim, ilgi, kendi uyarımı.
- Kendi üzerinde tutulan kayıt kanıt değil hipotez üretir; hipotez sonradan sınanır.
- Ölçüm haftasında hiçbir şey değiştirilmez.
13. Kavram Sözlüğü
İşlevsel analiz: Bir davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını ve hangi sonuçla sürdüğünü belirleme yöntemi.
Öncül: Davranıştan hemen önce gelen ve onu tetikleyen iç veya dış durum.
İşlev: Davranışın kişi için gördüğü iş; ne getirdiği ya da neyi uzaklaştırdığı.
Biçim: Davranışın dışarıdan görünen şekli; işleviyle karıştırılmamalıdır.
Olumsuz pekiştirme: Hoşa gitmeyen bir durumun ortadan kalkmasıyla davranışın güçlenmesi. Ceza ile aynı şey değildir.
14. Uygulama Ödevi
Yedi gün boyunca günde en fazla üç kayıt tut. Haftanın sonunda tek bir cümle yaz:
"Ben genellikle ........ durumunda, ........ yapıyorum ve bu bana ........ sağlıyor."
Cümlenin son boşluğu "rahatlama" ya da "kurtulma" ile bitiyorsa doğrudan bir sonraki derse geç: kaçınma döngüsü tam olarak seni anlatıyor.